26 Mart 2014 Çarşamba

Mancini İstifa!

Galatasaray öldü bitti yerlere düştü, kulüp karıştı. Şampiyonluk gitti. Beşiktaş'a helal olsun o kadroyla o imkanlarla toparladılar yarışa ortak oldular! (Galatasaray ile Beşiktaş arasında 1 puan var.)
3 hedef vardı, önce şampiyonlar ligi sonra şampiyonluk şimdi de Türkiye Kupası gitti! (Sadece 2-2 biten bir ilk maç var.)
3 senedir çok zor günler geçiren ve sabrederek tekrar düze çıkan (!?!) Fenerbahçe'li taraftarlar, Galatasaray taraftarına sabretmeleri gerektiğini, güzel günlerin tekrar geleceğini söylüyorlar! (Fenerbahçe Şikeden dolayı senelerdir Avrupa Kupaları'na alınmıyor, şampiyon olamamış, Galatasaray 2 senenin şampiyonu, 2 senedir şampiyonlar ligi'nde gruplardan çıkmış, dünya gündeminde tekrar kendine bir yer bulmuş durumda)
Fatih Terim döneminde inanılmaz oynuyordu, o olsa böyle olmazdı! (Geçen sene bu haftada Galatasaray 50 puandaydı, bu sene 6'sını Fatih Terim döneminde kaybedilmiş şekilde 49 puanı var.)



Yerliler ile yabancılar arasında sorunlar oldu. Fatih Terim baştayken Florya bayram yeri gibiydi! (Fatih Terim Sneijder transferi için, benim tercihim değildi ama takımda yer bakıyoruz işte dedi.)

Ya ben bunları o kadar çok çoğaltırım istesem de, aklı başında bir çok insanın bildiği şeyler olduğu için bir yerden sonra zırvaya dönüşeceğinden kurcalamak istemedim. 

Medyadaki, Türkiye'deki yaratılmaya çalışılan algı sağ olsun her gün meyvelerini veriyor işte. Bu kumpasa bir şekilde ortak olanların hepsi keyifle arkasına yaslanıp, gelecek güzel günlerin hayalini kurmaya devam edebilir. Galatasaray'a olmayan bir kaybedilmişliği, sanki ligin 10. sırasına demir atmış, her maç rakiplerinden 4-5 gol yiyor havasını, bu saatten sonra her şeyin bittiğini öyle bir yakıştırdılar ki, bir anda elde avuçta olan her şey sayelerinde hakikaten uçup gitme yoluna girdi. 

İyi gün taraftarı en çok Galatasaray'da var. İster kızın ister küfredin ama benim için artık ötesi yok. 2 senede dipten zirve yapmış bir takımın ilk başarısızlık kırıntılarında ateşe körükle gidip iyice sıvanmasına yol açan, açmayanların da savunmak adına tek bir isteği olmayıp, pembe dizi izlemeye devam ettiği bir kitle. 

Şimdi maç özelinde ;

- 3 ay sonra gidecek Burdisso'nun ilk 11'de ne işi vardı? Hadi aldın adamın döküldüğünü 60 dakika görmedin mi? 

-Sabri'nin kanadı koridor olmuşken nasıl 90 dakika sabrettin? 

-Haftalardır aylardır dökülen, mecali olmayan Selçuk İnan'ın sanki ikamesi yokmuş gibi hala ilk 11'de ne işi var? 

-Yedekte forvetin yokken 2 forvetle maça başlamak nasıl bir kafa? 

-Bir takım 20. saniyede Volkan Şen'den kafa golü yiyecek kadar nasıl konsantrasyondan uzak bir devre arası geçirir? 

-Oyunu 2-1'de tutabilmek adına Yekta'yı sahaya sürecek kadar kontrol isteğin varken, 89'da kalecinin el degajından nasıl kontradan gol yiyebilir? gibi soruları sorarsın, hakkındır, doğrudur, Mancini'nin bu tercihleri bana göre hep yanlıştır. Ancak ; tepkinin ortaya hala 3. sınıf dünya ülkesi vatandaşı gibi kelle istemekle mi konması gerekir? Senin, belki medya, belki şakşakçıların isteği, belki maşaslan grubunun gazıyla haftalardır yarattığın algıdan ötürü eli ayağına dolaşan oyuncuların, tüm bu olumsuz soruların haricinde sahada eline geçen fırsatları birer birer harcamasından sonra kısmet denen şeyin 90da tilt yaparak rakip oyuncunun önüne topu bırakmasının bir etkisi yok mudur? 




Yaşım dinazor çağında değil fakat yaşadığım müddetçe gördüğüm kadarıyla, tektir ile kötek ile kim yola gelmiştir ya da bu işin adı yola sokmaksa, ve muhattabın insan denen etten kemikten bir canlı varlıksa bu iş korku salıp salya saçarak mı yoksa moral verip sevgiyle yaklaşarak mı olur? Ya olayın özü spor, futbol, karnaval, dünyanın en zevk veren sosyal aktivitesiyse bunu küme düşerken takımını alkışlayan İngilizler gibi mi yoksa faşistliğe, ırkçılığa gark olmuş, antreman basıp oyuncu döven İtalyanlar gibi mi yapmak lazımdır? Bu ülkede bazı şeyler neden hep şiddet ya da dünyanın son aktivitesine büründürülmek zorunda bırakılır? 



O çok sevdiğiniz, adını haykırmak için arenada puan kaybını dört gözle beklediğiniz ve belki de bunun için 4-5 maçtır patır patır farklı alınan galibiyetlere içten içe üzüldüğünüz, şimdilerde kendini ülkesinden üstün gören, ayrıştırıcı, çirkin, dilinin ayarı kaçmış bir diktatör bozuntusunun ağlattığı bir adamın başkanlık yaptığı bir federasyonun teklif ettiği para ve makam için, onlara 1-2 ay evveline kadar posta koyup gider yaparken, el sıkışıp kader arkadaşlığı yapmayı seçen adam, evet sözde aslolan Galatasaray'dır diye atıp tutarken bunları yapıp da bu günlerin temeline kazmayı ilk vuran adam gelsin de kurtarsın o zaman bizi. 



Biz Mancini çok iyi işler yapıyor demiyoruz. Objektif olarak da her şeyin farkındayız bir şekilde, ama çok değil 1 ay öncesine kadar, tarihinde görülmemiş kadar elit ve huzur dolu bir ortam yakalamışken, bu günlerin tehlikesini gördüğümüz için, ve buna kastırılıp da başarı elde etmeye başlayan değişik fikirli insanların ellerini ovuşturmaya başlamalarını gördüğümüz için çok da üzülüyoruz. Bugün Mancini gider Denizli gelir, Ünal gider Mehmet gelir, hiçbiri benim babamın oğlu değil, ama şu halde Galatasaray'da görev yapıyorsa ve bunca pisliğin arasında, üslubunu hiç bozmadan bu işi bu yaşta yapmaya çalışıyorsa, yahu kardeşim insanın az biraz saygısı olur. Fanatiklikten gözün mü döndü, ulan en azından az önce saydığım adamlara el açıp da hala kıyaslanarak üzerine gidilmez. 

Neyse görülen o ki, bu saatten sonra yine ne dersek ne olursa boş, herkesin kendine göre bir doğrusu, çok bildiği futbol standardı, belki de çok sevdiği bir Galatasaray efsanesi var. Buyursunlar herkes istediği gibi davransın, eleştirsin, küfür etsin, ıslıklasın, hakaretler yağdırsın. Ama herkes istediği gibi davranacaksa, kusura bakmayın ben de elbette istediğim gibi davranırım. Zaten safi kaostan beslenen, kendini bulutların üzerinde görüp de aslında ne kadar vasat bir çizgide bulunduğunun farkında olmayan, dik duruşun, asil davranabilmenin, her şeyin salt başarı olmadığının, esasında sevginin rekabette ve arma aşkında olduğunu kavrayabilmenin neredeyse imkansız olduğu bu ülkede bunları yapabilmek ya da bu şekilde davranabilmek, tüm bu güruhun arasında kaynayıp gidecekken biz yine de öyle davranmayı seçelim. Tesis basarak, oyuncu tartaklayarak, küfür ederek bazı şeylerin düzeleceğini düşünen arkadaşlarım da buyurun meydanlar sizin, günah işleme özgürlüğünüzün de size vermiş olduğu kuvvetle istediğinizi yapmakta özgürsünüz. Bu şekilde bizleri aydınlığa, hem de 2 senedir en aydınlık yerdeyken, alt tarafı bir sene tökezler gibi olduğumuz bir karanlıktan aydınlığa taşıyacaksanız da ne ala..

3 Mart 2014 Pazartesi

Rizespor-GALATASARAY

-Abi Galatasaray ne yapar bu hafta?

+Deplasmanda mı?

-Evet.

+Yaz baba "0" yaz.


Ligin 23. haftası geride kaldı, 12 deplasman maçında alınan galibiyet sayısı > "3". Bunlardan da ikisi altta aldım verdim oynayan Kayseri tayfası. İkinci yarıya 9 puan geride başlamışsın, önünde kapatman gereken böylesine uzun bir ara varken deplasmanda oynadığın 3 maçta alınan 3 beraberlik var. Farkı böyle toto takımı havasında kapatacağını sanıyorsa bizim çocuklar saygı duyarım.

Maçtan evvel düşündüğümüz kadrodan sadece 1 farklı isim vardı ; Hajrovic yerine Umut Bulut. Ama bu tek fark, öylesine büyük bir hataydı ki her şeyi berbat etmeye yetti. Mart ayına kadar, kupadaki Elazığ maçı dahil neredeyse her maç sömürür gibi oynatmışsın Drogba'yı da ligin sonu gelirken ve çok kritik bir deplasmana giderken dinlendirecek lüksü kendinde buluyorsun. Maşallah bu kararı alan arkadaş 75 kiloysa 65'i taşşşak herhalde. Yine de akabinde vereceğin karara göre eyvallah edebiliriz. Ama gel gör ki sen ne yapıyorsun? Hepi topu 2 forvetle gittiğin deplasmana (Berk falan diyecek olursa yazının geri kalanını okumasına lüzum yok) 2'sini de 11 çıkartıyorsun. Hele birini de uzay boşluğunda daha verimli oynayacağı garantiyken sağ açık başlatarak alacağın verimi minimuma çekerek heba ederek çıkartıyorsun. E aga adama sormazlar mı, oyuna müdahale etmek istediğinde kenardan kimi bulacaksın diye. Eğer sen sadece 2 forvet alıyorsan kafileye, 2sini de 11'de başlatırsan topuğuna sıkarsın, sonra da böyle yokları oynayan Umut'a 90 dakika sabretmek zorunda kalırsın el mahkum. Öyle ya, kenarda 1 tane bile adam yok ikame edeceğin. Böyle bir hatayı nasıl yapabildi Mancini bilmiyorum ama, oyuna müdahalelerinden evvel ve çok daha büyük bir hataydı bu tercih.

Rize'ye bakıyorum, 17.sırada herhangi bir sistem üzerinden oynamıyor, ileride 4-5 yetenekli sayılabilecek adamları var, gününde olursalar ne ala. Kim bu adamlar peki? 

Sylvestre, Lua Lua, Kweuke, Tevfik Köse, Sercan Kaya, Abdi falan filan. 

Alalım Abdi'yi kenara, diğerleri oynadı mı bizim maçta? Yani Rize'nin sınırlı tek gücünü oluşturan adamların %80'inin olmadığı bir kadroya karşı, golü bulana kadar topu tutamışsın, hücum organizasyonu bir elin parmağını değil, orta parmağını bile zar zor yakalamış, şut neredeyse atmamışsın, yetmemiş, irili ufaklı da olsa 2-3 tane baya baya pozisyon vermişsin. Hani arkadaş inanılmaz bir şey yahu.. Bu kadar vasat bir rakibe karşı böyle bir iştahla oynayacaksa, herhangi bir başka deplasmanda umutlu olanın aklından şüphe ederim ben artık.

Selçuk İnan'ın hala şu takımın 11'inde yer bulabiliyor olması, hele de çer çöp ya da değil, öyle böyle devre arasında orta sahaya bu kadar alternatif yığmışken ve sakatlar aşağı yukarı dönmüşken hala da kaptan olarak sahaya çıkıyor olması ağır adaletsizlik. Geçen senenin ortasından beri, birçokları 2 sene evveline kadar yaptıklarına hürmeten hala taparken, bu adam kötü, bu adamın kafası maçta değil, bu adam çok ağırlaştı diyorduk da Hasan Mezarcı sağ olsun kimseyi inandıramıyorduk. Umuyorum ki artık onlarda farkındadır durumun. Selçuk resmen acınacak halde. O kadar güçsüz ki, 2 metre arkasındaki adam bile 10 metre içerisinde onu yakalayabiliyor, o kadar kafası maçta değil ki, pas aldığı zaman etrafına ilk kez bakıp kime nereye oynayacağını bile bilmiyor, o kadar ürkek ki, topu aldığında yapabildiği tek şey, kıçını ya da ayağını rakibe yaslayıp bir ucuz faul alıp pozisyondan sıyrılmak, o kadar kompleksli ki, tek vasfı haline gelen duran toplarını paylaştığı adamların sayısı artınca onlara pas bile vermekten imtina eder halde. Daha sayarım da sayarım ama Allah rızası için artık şu adamın vazgeçilmez olmadığını kendisine bir hissettirin. Böyle devam edecekse yatıp kalkıp günde 10 vakit yabancı sınırı için şükür namazı kılması gerektiğini de anlatın. Hani ayıptır.

Eğer sen hücum oynamak isteyen, maçı kazanmak isteyen bir takımsan ve sağ açık pozisyonundaki adamın bireysel becerileri yüksek, adam geçen, orta açabilen bir adam da değilse, Veysel Sarı senin sağ bekin olamaz. Olmamalı. Savunma yönüne, dengeli futboluna falan denecek tek şey yok ancak oldukça temposuz. Sen sağ açık'ta Umut'u tercihliyorsan arkasında Dani Alves olsa durumu ancak kurtarır. Şunu görmeleri lazım.

Sneijder mesela, zincirini kırıp geriye gelip top aldığı, biraz daha ortaya yöneldiği vakitlerde, Telles'e ya da terse ya da Burak'a mükemmel paslar hazırladı. Ama sen bu adamı ısrarla ve inatla sola yaslayarak oynatıyorsan, kendi ayağına sıkıyorsun demektir. Ve bunu da bir değil iki değil birçok maçta yapıyorsan, ya düşündüğün şeyler çok farklıdır ya da oyuncuların potansiyellerinin farkında değilsindir. Futbol zor bir oyun değil, en ufak tecrübesi olmayan kahvedeki adamın bile iyi kötü fikir üretebildiği bir nane sonuçta. Onun için mevkisi neyse adamın, oraya koyarak başlayabilirsin işe en basitinden. Korkuyorum, Sneijder gibi inanılmaz bir yetenek,bugüne kadar Türkiye'nin bu şartlarda görmediği bir top-class adam yapacağınız işi seveyim ben gidiyorum diyebileceği için. Başlarda dedik, Umut'u 11 başlattığından ötürü elini kolunu kendi bağladı diye. Sırf o saçma tercih yüzünden oyundan tek top tutabilecek adamımız olan bu arkadaşı çıkardı. Sonra ne oldu? Toplu oyunda Baki Mercimek'ten hallice olan Umut aldı, geçirebilse, hani o pozisyondan evvel kaçan ve açıklamasını yapamadığım 2 tane %99,9luk pozisyondan sonra emin de değilim ama, muhtemelen gol bulabileceğimiz bir pozisyon, sırf Umut'un kazmalığı yüzünden bir anda Rize'ye döndü, Semih uyanmadı, Muslera son birkaç maçta ve birkaç deplasmanda olduğu gibi yine pozisyonun gidişini sezmeden adama çıktı, ve biz belki de 2. golü atabilecekken, kendi işgüzarlığımızla, Rize gibi bir takımdan 85. dakikada kontrataktan saçma sapan bir penaltı yedik. Her ne olursa olsun, hücum olarak bu kadar kısır işler yapabildiğin bir takım yaratmışken, sen Rize'den hele de skor sendeyken 85'te kontra yiyemezsin. Yememelisin. Bu her şeyden evvel kendi sistemine ihanettir. 

Kaçan gollere ya da başka saçma işlere diyebileceğim tek bir açıklama yok, müthiş bir laubalilik örneği. Ancak Rize golden sonra o kadar düşmüştü ki oyundan, biz her türlü akıl almaz işi yapıp skoru 2'ye taşıyamayacak bile olsak, dönen bütün toplar bizde kaldığından ve aksiyon yemediğimizden galibiyete o kadar inanmıştım ki, o penaltı pozisyonu tam da o inanç hasıl olduktan sonra gelince insanın kendini ve sinirlerini de kontrol etmesi çok mümkün olmuyor. Baskı yesek, topu onlara versek eyvallah da bırak gol atmayı, iki pas bile yapacak konsantrede olmayan Rize'den bu şekilde bir gol yemek felaket sinir bozucu. Ve öyle bir his yaratıyor ki, hani böyle çok inanırsın, ama öyle bir şey olur ki biteceğini anlarsın, öyle boş boş bakarsın karşındaki kişiye ve biter. Tam da böyle bir şey. Umarım yanılan biz oluruz, ben olurum ama maalesef o hissi dün fazlasıyla yaşamış olduk. 

Mancini, ufak ama çok büyük bir hata olan Umut tercihinden başka, maçta dökülen ve sarı kartı elinde olan Selçuk'a 90 dakika sabredip, Sneijder'i Sabri'ye tercihlerken, 91 olduktan sonra Emre ve Izzet'i oyuna alırken, oyuncu değişikliklerini bu kadar bekletirken ve kadroda 4 tane kaleci varken, 3ünü toplasan 1,5 adam etmeyecek 3 forvetle yola devam ederken hala gidip yabancı kontenjanını, oynamayacağı belli Almaguer vol2 Burdisso'yu eldeki 7-8 defans alternatifine rağmen harcarken hangi kafadaydı bilemiyorum ama nasıl ki geldiğinden beri takımı bir şekilde 3 kulvarın içinde tutarken, hele ki o kulvarların birinde Real Madrid, Juventus, Chelsea gibi takımlar varken tutarken, böyle karışık bir enkazı parçalanmadan götürebilirken övdük, bunları da söylemezsek kendimize ayıp etmiş oluruz. Bu 2 puanı, altıpastan gol kaçıran Umut ve Sneijder, olmayacak bir penaltı yaptıran Muslera, orta sahada ayakta duramayan Selçuk'a rağmen ben maalesef Mancini'ye daha çok yazmak istiyorum. Müthiş hayal kırıklığı oldu. 

Biz bu kadar kötü işler yaparken hakem ne yaptı derseniz? Maçın genelinde oldukça iyi yönetti belki, belki Melo adama kıç dayayıp sonra da itince kendini atınca yemedi ama bir adet penaltı pozisyonunu atladı. Bir de belki de penaltıdan daha çok sinirlendiğim bence maçtaki en büyük hatası, ikinci yarıya +4 vermişken ve anası belli olmayan bir tek hücrelinin attığı çakmak çakı artık her neyse yüzünden 1 dakika yerde kalan kaynayan Burak'ın pozisyonu sonrası atağa kalkarken, 93:55'te alel acele maçı bitirmesi. Karşı yaka, bir hata kendilerine yapılıyor havası yaratıp, ilkokul seviyesinde yürüyüş, açıklama ve slayt gösterileri hazırlarken, biz hiçbir zaman kendi basiretsizliğimizin önüne geçirmeyecek olsak da, bu şekilde işler olunca da insan üzülmüyor değil. 

Burak'a sonuna kadar katılıyorum, Türkiye tarihinin en çirkef ve en pislik adamlarının kol gezdiği bir ortamda, bir kurban da sen yarat kampanyasında Melo ile birlikte Galatasaray adına seçilen bir adam Burak. Kimsenin gazladığı kadar ne kendini her maç Emenike gibi yere atan, ne Ramon Motta gibi dirsek atan, ne Emre Beleşoğlu gibi küfür eden bir adam değil Burak. Evet bunları yaptığı zamanlar oldu ama her normal futbolcu gibi yaptı o kadar. Az evvel saydığım adamlar gibi bunu alışkanlık haline getirip her maç, her maçın içinde birçok defa hiçbir zaman yapmadı Burak. Ve sırf bu çocuğu, bir örnek yaratmak için yem edenler kına yakmışlardır dün o cisim yüzüne gelince. Onu atanın Allah belasını versin diyeceğim de, bizim memlekette beddualar yerini pek bulmuyor, adaletsizlik de hak getire olduğu için bir şeye yaramayacağını bildiğim için demiyorum. Geçmiş olsun Burak.



Niye bu kadar uzun yazdım derseniz, hakikaten felaket bir eşik olduğu için, bu eşiği ve akabindeki Akhisar'ı atlayıp farkı 1'e çeksek, Fenerbahçe'nin o psikolojiyle Trabzon'dan çıkamayacağını düşündüğüm için, öyle ya da böyle bu eşiği tam atlamak üzereyken, olan tüm laubali işlerden sonra inancın tam geldiği anda atlayamadığımız, belki de duymak hiç istemediğim o hissi yaşadığım için yazdım. Bir kez daha söyleyelim umarım yanılan biz oluruz. 

Şimdi tüm bu duygusal yoğunluğu bir kenara bırakıp, rasyonel veriler üzerinden son bir çıkarım yapalım ; Akhisar'ı içeride yendiğimizde fark 3'e inecek. Fenerbahçe'nin Trabzon'a kaybettiği anda, tüm bu infial işlerin olduğu sezonda yine yeni yeniden ipler elimize geçecek. Ondan sonra Fenerbahçe'yi 2 farkla yenebildikten sonra bizde olur her şey. Hani o kadar kötü tablonun üzerine hala bir şeylere bu kadar yakın olabilmek de oldukça ilginç. Umarım herkes aklını başına alır da sonunda sevinmesek bile en azından gururlanacağımız bir tablo görürüz. 

Oyunculara karşı belki güveniniz ve inancınız kırılmış olabilir ama Galatasaray'a karşı olan inancınız da hiçbir zaman bitmesin. Herkese iyi haftalar.


27 Şubat 2014 Perşembe

Galatasaray-Chelsea

Terry ve Cech boyut atladılar dün. Ettiğim küfür ve bedduaları düşündükçe kendimden utanıyorum :)

Bu Terry meselesinden fayda getiren bir sonuç tabii ki çıkmaz ama onu ve Chelsea'yi rezil ettirebiliriz. Sürekli üzerine gidilmesi lazım, maçlardan önce respect diye diye anons çakan fair-play fetişi Uefa'nın da mutlaka yermesi lazım Terry denen ırz düşmanını. Hakem de bonus olarak kural hatası yaptı. Oyunu, sarı kart verdikten sonra tekrar taçla başlatarak. Faulle başlatması lazımdı.



Şimdi herkes demiş zaten, ben de maça yanlış 11le çıktık diyeceğim de komik olacak :) Yine de Sneijder'i pekala merkezde kullanabilirdik o da olmayınca küllüm hatalı oldu. Eh tabi ben de Mancini'yi tebrik edeyim ki hatasını anlayıp vakit geçirmeden yine esnekliğini konuşturabildiği için.

Hakan Balta her şeyden önce çok zeki bir adam. Çalım manyağı yaptığı pozisyona değil lafım, Torresle 1e1 kaldığında Torres'in geçeceğini anladığı an yapışıp attı kendini. Eğer katır inadı yapsa muhtemel bir kırmızı ya da ikinci golü yerdik. 

Melo'yu melekler korudu kart görmedi. Maçtaki bu sene alıştığımız hayvani hamleleri yine yerindeydi fakat ilginç şekilde çok da pas hatası yaptı. Top kullanırken bir ufak konsantrasyon problemi yaşıyor 2-3 maçtır. Alacağın olsun bunak Scolari.



Selçuk biraz daha efektif gözüktü ama hala çok ağır, dün yine epey attı kendini, 1-2 tanesinde hakem yemeyince yüreğimizi ağzımıza getirdi. Esas orijini Dmc olan biri için müthiş bir fiziksel düşüş yaşadı, çok ilginç.

Telles'in defansı falan kötü değil, ben çok uzun süredir böylesine hamleli bir bek görmemiştim, ayağını çok iyi sokuyor, pası da çok iyi kapatıyor. Biraz zamanlama hatası var yüksek toplarda, o da giderilir. Sneijder'e çıkarmayıp vurduğu şut muazzam özgüven. Şino bile başta top istiyordu ama alkışladı sonra. 

Sneijder demişken, adam mükemmel. Beşiktaş maçında penaltı kazanıyoruz, dönüp sevinerek takım arkadaşına koşuyor, pas alamasa da hareketi alkışlıyor, kornere gelirken seyirciyi ateşliyor falan, bizi benimsemiş olduğunu görmek çok iyi. 4-3-3ün sol forveti çok absürd değil ama sol kanatta kalması çok üzücü. Mancini umarım buna da kısa sürede bir çözüm üretir.

Yekta'ya da değinmeden geçmeyelim. Birkaç uzun pas denemesinde ağır patateslik yaptı ama geri kalan tüm işlerde o kadar iyiydi ki kimse kızamadı bile. Eyvallahı var.

Chelsea kapalı oyunda hiç demeyeyim de epey sınırlı etkili. Ben maçtan evvel çok az pozisyonlu, az gollü bir maç beklediğimi zaten söylemiştim. Erken gol yememiz biraz kadro hatası biraz da futbol şanssızlığı. Ama öte yandan kontrolü elimize aldığımız ve bu tip bi rakibe uzunca bir sürede ancak gol bulmamızdan dolayı baskıyı sürekli hissettirmek durumunda kalmamız, psikolojik olarak çok çok iyi oldu. Rolleri değişip de 1-1 kalsak, ikinci maçta o baskının korkusuyla dağılabilirdik. Şimdi avantajı elimize olmasa da beynimize alarak gidiyoruz. Ben de ikinci maçın zaten 0-0 bitemeyeceğini düşünenlerdendim. O açıdan 1-1 ya da 0-0 çok fark etmiyor benim nazarımda. Mancini bu kez çok daha kontrollü oyun tercih edecektir. Maçın başında gol yeme hastalığımız baş vermezse ki bu da mümkün olduğunca topu sahiplenerek olur, Chelsea golü bulamadıkça oyun bizim tarafımıza doğru döner. Hele ki 1 gol bulursak ağır panik yaşarlar, çünkü olası bir 2.golde artık galibiyet gerekecek. 

O gün neler getirir bilmem ama umutsuz değilim. 



Taraftar ikinci yarı çok iyi yönetti maçı 80lere kadar, Cech'e kartı aldırdı, faulleri aldırdı, baskıyı hep oyunda tuttu. Gerçi bunlar, uA'nın tekelinden çıktıktan sonra olan olaylar, maalesef maçların büyük bölümünde onlar yönetiyor tezahüratı. Sonra da olay son 5 dakikadaki asaletin yeter'e bağlıyor. Bereket versin cep telefonuyla ışık tutmadılar Beşiktaş maçının 80.dakikasındaki gibi. Kontrolü 417'e bırakacaksın ki tribün görecekler. Neyse artık yapacak bir şey yok, kısfmet. :)



Yapay kar temalı köpük olayını kim düşünmüş bilmiyorum ama maç çıkışı köpüklü zeminde kayan kayanaydı. Mantık güzel ülkemde hep direniyor be. :)

5 Şubat 2014 Çarşamba

Mutlu Yıllar Gheorghe Hagi

Yurdeşen Karahasan mı ön ayak olmuştu, Ergun Gürsoy mu bir şeyler çevirmişti o kısmı net hatırlayamıyorum şu an ama her kim akıl etmekle kalmayıp bir de ikna edebildiyse Allah razı olsun. Dönemin gazetelerinde Çavuşesku'nun başını çektiği bir grup vardı, tekerlekli sandalye, baston, koltuk değneği Allah ne verdiyse yapıştıran. Sanki bana bu adam değildi Steau'yu finale götüren, Real'de Barca'da oynayan, Romanya'yı adam eden. 

Geldikten sonra 2. hafta selamı çakmıştı, o zamanlar Sami Yen'in fileleri sarı-kırmızıydı. Bayram yeri gibiydi etraf, ben de güç bela bir köy benzinliğinde izliyordum maçı.. :) Gel de ondan sonrasında aşık olma bu adama. 


Sonraları, ne maçlar, ne goller. Hepsini teker teker hatırlamaya kalksak roman olur zaten. Bu gözlerin gördüğü en iyisi oydu kesinlikle. Mutlu yılları olsun. Babasının öldüğünün ertesi sanıyorum ki Kocaelispor maçına çıkmıştı, sonra da kesmemişti 40 güne yakın sakalını. İstiklal Marşı'nda elini kalbine götürerek anardı. Çok büyük adamdı Hagi. 


3 Şubat 2014 Pazartesi

GALATASARAY-Bursaspor

Geçen hafta Antep yazısında dilenmiştik hemen aldık istediğimizi. Şimdi hiç düşünmeden girelim muhabbete. :)


Bursaspor kötü takım, 2 senedir 3.lig seviyesinde bile kadroya alınmayan Mahsun-İzzet-Alişan'dan bile beter Volkan-Ozan-Sercan üçlüsünden medet umacaklarsa Allah göstermesin de küme düşmeye oynarlar dedim dedim inanmadınız bakın ne oldu şimdi?  :) Es-Es morali ile törpülendiler ama bir takımda 30 dakikada yenen 3 gole eğer bizim şeyi şeyinde rapçi Kazım Kazım baş kaldırıyorsa büyük problem var demektir. Civelli'yi tartakladı yahu Kazım ötesi yok. :) 

Hava şartları ve dünya İstanbul'a gitme şenlikleri birleşince itiş kakış otobüsle gidebildim bu kez maça, onda da Texas'ın seferine rast geldim, Topçular-Eskihisar arasında davullu zurnalı hemşehrilerim arasında Uyvar Kalesi'nde bir Türk gibi güçlü durabildim. Özünde çok delikanlı çocuklar ama alayı manyak onların, zaten maçta da durduk yere sürekli küfür ettiler. Troll Qamber dediyse, biz atıyoruz adamlar üçlü çekiyor, nasıl bir kafa bilemedim. (6-0 yenildiğimiz günün ertesinde Galatasaray formasıyla dolaşan bir genç vardı zamanında, burada isim verip rencide etmek istemiyorum ama sanırım o kafa bu kafa. :) ) Eğer ki küfür kafir kuralı işleme konulacaksa, ilk iç saha maçları seyircisiz olacak hayırlı uğurlu olsun. Yalnız her şeye çok güldüm de 5'ten sonra Doğu üstteki troller Bursa tribünlerinin farklı skoru yakalayınca en sevdiği sex sex on the beach'e başlayınca yemin ederim kahkaha attım karşıdan.  :) :) 


Neyse, maça gelecek olursak, herkes yeterince tartışmış da boşa tartışmış, 3lü ya da 4lü değil de bildiğin geçişli bir düzende oynadık. Hücum ve defansta inanılmaz değişkendi taktik cidden. Bir maç içinde ancak bu kadar geçiş olurdu ama dün her şey yaver gitti cidden muazzam oldu iş. Yani maç içinde abuk subuk pozisyonlar yakaladık ben yıllardır maç izlerim bu kadar her yerden adam fışkırdığını hiç görmemiştim. Bu gözler bunu da gördü ya diyecek laf yok. Kaç pozisyon adam fazlalığından heba oldu yahu şaka gibi.  :)

Kimsenin beğenmediği Ceyhun maçın en kilit adamı oldu, savunma içine geçerek 3ledi, Semih ya da Hakan çıktığı zaman ikame etti, Melo'yu öne attı ki en kritik nokta da buydu. Fiziksel olarak bu kadar top noktada olan Melo, hücumda o kadar fark yaratıyor ki. Onu bu şekilde kullanabilmek süper iş. Sonuç olarak sildi süpürdü maşallah, sistemde tam da onun pozisyonundaki adam çok çok önemli. Düzgün işlediği zaman müthiş işliyor çark. Bireysel oyuncu başlıklarında değindiğim için tekrarlamak istemiyorum da Hakan Balta ve Sabri gibi iki adam beklentilerin çok üzerinde olması gerektiği gibi oynayınca, takımın ipana ile fırçalanan diğer tarafına da gün doğdu. Herkes aktı gitti. Bursaspor'un hele hele de Daum gibi garantici bir adamın hangi akla hizmet o kadar vasat hücum elemanlarıyla orta sahayı bize bıraktığını anlamadım ama elbette onlar da ekmeğimize yağ sürdü epey. Ama dön dolaş aynı şeyi son kez tekrarla, işte bu şekilde sistem dışı değişken oynayınca takım, pozisyon ürüm ürüm ürüyor arkadaş. Great spell of dominance. İkinci yarıda da yine oldukça sakin ve rolantide oynamamıza rağmen bu kez üretkenlik sağlayabildik. Yani durmak ayrı kontak kapatmak ayrı, nihayet bunun ayrımını gösterebildik. 

Şu galibiyet tam da vaktinde geldi, fark azaldı, Arena'daki scoreboard'un Galatasaraylı tarafının 5'ten sonra da sayabildiği test edildi onaylandı. Takımdaki oyuncular, gol atmanın ve farklı galip gelmenin tadını aldı. Umarım da kalan 15 hafta bu şekilde oynamaya devam ederiz. Bu kadar transferin ne lüzumu vardı diyenlere sağlam tokat oldu maç. Yıllardır yan yatan bir sürü adam dün bir tarafına kekik yağı sürülmüş gibi aktifti. Pabucun pahalı olduğunu gösterebilmek güzel iş. 

Bir de sahamız iyi durumda olunca gerçekten akıcı oynayabiliyoruz. Çimleri bu şekilde tutabilmek çok önemli. Dikkat etmek lazım.

Hakemler için genel olarak bir şey söylemeyeceğim ama, ayakkabısı çıktı diye bir adamın kenara geldiğini ilk kez gördüm, hadi o mesele değil, öküzün trene baktığı gibi bakıp da 3-4 dakika oyuna almadı Drogba'yı ya Allah belamı versin atlayacaktım sahaya. Ne yapmak istedi anlamadım ama sorgulayıp da keyfimi kaçırmak istemiyorum. 

Metin Oktay'ı bu şekilde oynayarak, 10 numaranın hat-trick yaparak andığımı bir gece de ona yakışırdı zaten. Ruhu şad olsun. 





Roberto Mancini : Geçen haftaki fiyaskoyu hemen törpülemesini bildi. Bu adam zeki abi, her şeyden evvelde uzun yol kaptanı. Maçın bas bas bağırarak gittiği anlarda bile çok sakin kalıyor, bu da ona uzun vadede oturunca makina düzenine geçebilmesi için çok sağlam bir done. Anı kurtarmak iyidir de uzun vadeli başarı her şeyden iyidir. 

Olmamış ekşi üzüme derler koruk Mancini Başgaaan lay lay laaaay.  :)



Fernando Muslera : Anlaşılan bu Nando her maç sonrası aynı şeyi tekrarlatacak bana. Başka bir kaleci olsa jeneriklik olacak goller, şutlar, Premier League tribünlerine oooou heeey çektirecek olayları öyle bir kolay gösteriyor ki, lan boş yere ayağa kalktık dedirtiyor adama. (OOOooo çekirdekçi taraftar detected.  :( )
Babacım her nasıl yapıyorsun bilmiyorum ama Stauce falan geliyor aklıma, onlar kaleciyse sen kafayı cidden yemişsin. Allah aşkına bu kadar kolaya indirgetme şu işi. Haa bir de sözleşmeyi imzala lan ! 

Didier Drogba : 2 maçtır çok istekli, işte böyle Baba, seni eleştirmek üzüntüsüyle sınama bizi. O ayakkabıyı o hakemin kafasına atsaydın da Es-Es maçında sahada olsaydın keşke.

Emmanuel Eboue : Dün sadece 2 kere yerde kaldı, bu bile ne kadar istekli oynadığının göstergesi.  :) 
Kara tren bu sene epey gecikti ama neyseki hiç gelmemezlik yapmadı, böyle devam ederse Mancini kafayı üşütür yabancı kontenjanıyla.  :)

Sabri Sarıoğlu : Sabri yıllar evvel bir Bursaspor deplasmanında 81-82 falan skoru 2-2'ye getiren golü atarak kapağı atmıştı A takıma. Yine bir Bursaspor maçında kariyer high yaptı. Söyleyebilecek en ufak olumsuz bir lafım yok. Demokratik taleplere can feda.  :)

Ceyhun Gülselam : Ceyhun ciddi manada çok az maç oynadı epey sezondur, ilk kez bu kadar arka arkaya ve önemli maç temposuna çıkmaya başladı, kendi adına çok daha iyi olacak. Düşünme yetisi zayıf ona şüphe yok, zaten iyi olsa bu yaşa kadar bu seviyelerde kalmazdı, ama dediğim gibi maç oynadıkça ve yanında zeki adamlar oldukça o da sivriltecek bunu, sonuçta bir Maldonado ya da Mustafa Sarp değil adamın altyapısı belli. 
Eboue desin Selamınaleyküm sen de Ceyhun Aleykümselam. Oooo Allahuekber :) :)  Şu çocuğun soyadını çok seviyorum elimde değil.  :)

Selçuk İnan : Maçın başında bizim sahada güç bela 2-3 kişiyi geçince pili bitip bıraktı faul alırım ayağına, eyvah dedim yine patates olacak galiba da bereket versin toparladı. Attığı gol umarım ona moral olur da çöp sezonunun sonunu iyi devam ettirir. 

Semih Kaya : Allahtan Federasyon çakmıyor da bu adamı Türk statüsünde oynatabiliyoruz. Aman aslen Çekoslovak ve Ujfalusi'nin 7.göbekten akrabası olduğunu çaktırmayın siz de. Muazzam topla çıkışları var, zaten epeydir dikkat ediyorum da, 3-5-2 ya da karma sistemde sağda kalınca yaptığı topla bindirmelerden sonra iyice kanaat getirdim, geriden topla çıkışları rakibi ciddi bozuyor, ve sonrasında da doğru tercihler yapıyor hep. Ayrıca da riski sevmiyor pek, topu da mümkün olduğunca geri değil de yana ve ileri oynuyor. Afferin sarı.

FELİPE MELO !! : O kadar çok şey yazmak istiyorum ama hiç bir şey yazamıyorum çünkü hayatımda gördüğüm en komple orta saha performansına şahit oldum dün. Bu adamı Dünya Kupası'nda Milli takıma almıyorlarsa bu defa cidden gider Sao Paulo'yu yakarım, paşa paşa da yatarım. 

Hakan Balta : Balta, ciddi balta bir adam ama aynı zamanda da bu formayı giyen en kaliteli adamlardan biri, bilmiyorum bana hep gençliğinde Bayern Münih'te falan top oynamış gibi geliyor. Dün stoper alternatiflerinin arasına yazdırdı adını, bak diyorum Mancini kesin kafayı yemiştir bu maçtan sonra, ulan arkadaş elimde bu tip adamlar vardı da ben ne halt yemeye savunmaya bu kadar adam aldırdım diye. Bir pozisyonda üzerine freni boşalmış vaziyette gelen Sercan'a karşı put gibi durdu hiçbir şey yapmadı, Sercan cidden çarptı adama.  :) Bir de Fernandao'yu yedek kulübesine gönderdi. Değişik yani bence dün biri bizi trolledi ama hayırlısı. 

Izet Hajrovic : Adama bir kere pas atmadılar yahu koltuğu kıracaktım sinirden, bak abartmıyorum minimum 6-7 kere kendini boşa çıkardı ama pası alamadı, Melo dahil atamadılar o pası, bir görürdük neler yapacak diye. Ayağına gelen toplar mümkün olduğunca olumlu kullandı, evet fiziksel olarak yeterli değil de ne bekleniyor anlamıyorum, adam sürekli pozitif aksiyon sergiledi, siz istiyorsunuz çektikleri gol verdikleri asist olsun. Dünkü maçta eleştirilebilecek en ufak bir şey yok Burak hariç, kasmayın boşuna beyler böyle düşmez.  :)

Burak Yılmaz : Burak da böyle bir adam, çok yararı oldu bize, bir de takım iyiyken o kötü oluyor, o iyi olunca takım kötü oluyor bu paradoksu çözemedim gitti. Ya da bu 2-3 maçla sınırlıdır belki de ben yanlış hatırlıyorumdur, bilmiyorum bakmaya üşendim.  :)

Koşmak ve vücut dengesini sağlamak için ihtiyaç yaratmasa yarın gider keserdim kollarını, sırf o abuk subuk faulleri yapmasın diye ama o ayrı.  :)

WESLEY SNEİJDER !! : Açılan sandık sayısı 19.. Artık Sneijder yavaş yavaş farkı açmaya başladı. Ulan Ünal Başgan, şu adamı bize izlettirdin ya Allah razı olsun senden, inşallah 100 yaşına kadar kırışıklık yaşamazsın, vücutta sarkmalar oluşmaz, Fani Aysal ölümsüz olur mutlu mesut yaşarsınız. 

Öl de ölelim vur de vuralım Şino. Büyük adamsın. Senin yüzünden Dünya Kupası'nda destekleyecek ülke olarak Bosna Hersek tercihimi sorgulamaya başladım, yavaştan tekrardan eski aşkım Hollanda'ya ısınma turlarına başladım. Hayırlısı.  :)





26 Ocak 2014 Pazar

Gaziantepspor-GALATASARAY

Çok bir şey istemiyorum yahu, şöyle 2-3 gollü bir galibiyet alıp da yazmaya nereden başlayacağımı düşünmek istemiyorum sadece. Hepsi bu. 


Devre arasını berbat geçirdik. Oynanan maçlardaki performanslar, yapılamayan transferleri geçtim, yapılan transferlerin de saçmalığı falan derken belliydi böyle bir giriş olacağı. 2-3 tane alt lig adamını 15 günde bitiremiyorsan o komitede işin olmasın sevgili kardeşim. Keza pasaportunda Türk yazmayan ama yazma umudu taşıyan isimlerle geçmez bir ömür. Sen Galatasaraysan ara ihtimal olmaz, biz 10 gün boyunca Türk olur mu olmaz mı diye adamların soyağacını incelemekten başka bir bok yapamadık. Acı tarafı bunlardan bir sonuç da alamadık. Hajro bir fırsat transferi değil, bugün o alınmasa pekala Guarin alınıp oyun hızlandırılabilirdi, yani bu kadar acele etmenin bir lüzumu yoktu. Hoş acele de etsek oynatmayı geçtik, kadroya bile alamıyoruz ya, hatta lisanslarını bile çıkartamıyoruz, 5.sınıf yabancıların ben gitmem kaprisleri yüzünden. Bak ben dedim ama maça nereden gireceğimi bilmiyorum diye, transfere girmişiz.. :)

Kadro infialdi, arada bir şakayla karışık diyoruz da, sen hocaysan senin mesaj verme gibi bir lüksün olamaz. Elindeki neyse çıkarıp oynatmakla yükümlüsün. Ben inanmıyorum ya böyle bir şeye, yine de öyleyse yazık. Basit düşünmek lazım, mesela işe futbolcuların mevkiilerine göre sınıflandırmasını yapıp, oradan eleyerek başlayabilirsiniz. İkame ile olmaz, Sabri'den futbolcu bile olacağı meçhulken 3-5-2'nin solunda bir wing back hiç olmaz. Dünya yansa onu oraya koymayacaksın. Topu ıskalıyor olsa da sağlıklıysa Balta kardeş orada duracak. Ha yarın kontenjanını falan halledersin, Alex oraya yerleşir ne ala. Ama benim bugüne kadar gördüğüm en berbat Mancini kadrosuydu. Neresinden tutsan elinde kalırdı, maç içinde efektif oynayan Emre Çolak sistem karmaşasında sağa hapsoldu ve kayboldu, yetmedi oyundan ilk çıkan o oldu. Umut ve Selçuk atbaşı giderken Eboue bir anda taraklama geçti onların yanından ve 3'lü oyundan çıkarın bizi diye bağırdı. O zaman sistem hak getire diyip sen bunları alacaksın oyundan. Müthiş hayalkırıklığı yaşattı Mancini bana bu akşam.

Bereket versin Antep de hiç kazanmaya çıkmamıştı. Muslera, Semih, Melo.. Bu 3 arkadaşı herkesten ayırıyorum ve Allah razı olsun diyorum, özellikle de Felipe Melo'ya daha fazlasını demek istiyorum. Herkes zaten dedi ama ben ısrarla bir kez daha demek istiyorum. Efsanesin be abicim, Allah Allah yani. 

Hakan Balta ve Sabri standartlarındaydı zaten onlara lafım yok, Eboue denen şamşeytanı oynamasın kardeşim. Uğur, Ceren diyoruz biz ona demiş de Kezban bile demem ben. Berbat bir fizik durumu var, bonus olarak da çok anti-sportif bir kafa yapısı var, kalkmıyor yani, düştü mü kalkmıyor. Yetmiyor, burası önemli, oyundan çıkarken de elini uzatan Mancini'ye gider yapıp yüzüne bile bakmıyor. O hareketinden sonra muz sallayan sindirimi bozuk herife bile acaba dedim yani, yalan yok. 

Emre Çolak'ı beğendim, kesinlike maçtaki en pozitif adamlardan biriydi, dediğim gibi sistem karmaşasında sağa çekilince bitti. Sneijder de ondan halliceydi, maç boyu istedi durdu, etrafı ağır vasat adamlarla doluydu bilhassa bugün, adam çileden çıktı, o açıdan kötüydü diyemiyorum, istedi ama şartlar bu kadarına izin verdi diyorum. Drogba ise çok çok kötü durumda. Bir arkadaş yazmış, hak veriyorum, sözleşme uzatma olayı olmayacak herhalde, o da salmış durumda. Şu şartlarda 11 oynayacak durumda değil. Onu bu kadar büyük bir futbolcu yapan, her şeyden öte savaşmasıydı, asla pes etmemesiydi, bugün ota boka sırıtarak tepki vermesi değil. Ama yine de geldiğinden beri çok büyük karakter koydu, topun ağzına koyacak değilim, yeriyorsak, geldiği şu vaziyetin ona yakışmadığı için yeriyoruz. Chelsea maçına kadar aktif dinlenme takılacaksa bilelim biz de ona göre dizelim takımı. Yakışmadı bugünkü performansı. 

Gelelim zurnanın zırt dediği yere.. Selçuk sen ne ayaksın kardeşim? Varsa bir durum, özelinde bu görüntüsünün sebebini bilen, Allah rızası için söylesin de bilelim ne iş dönüyor. Ben ömrü hayatımda bu kadar pasif bir performans görmedim, Baidoo'yu Keneddy'i Cafer'i adam yaptırtan 6.şampiyonluğun turnusolu meşhur Ankaragücü maçındaki Okan Emre bile bu kadar sabotaj meyilli oynmamışlardı. Ben inanamadım kendisine, anlayan varsa beri gelsin. Mücadele, pas seçimi, vuruş, adam kovalama, lakayıtlık, artık ne sayarsanız sayın, resmen utandım onun adına. Sonra ona utanmaktan geçtim, kenardaki Ceyhun'dan ve Umut'tan utandım, hatta o dururken oyundan çıkan Emre'den utandım. Yani yazıklar olsun kaptan. 

Karşı tarafta, Ankaragücü'nden beri şu çocuğu alalım en azından dikine gidebiliyor ulan diye hayıflandığım Turgut patates etti madeni bulunca karşısında. Öyle ki bir pozisyonda, Eboue önce direk yere atladı sonra da aldığı topu ellemedi bıraktı koşu yoluna. Turgut Doğan bugün çalım atmayacağı vardıysa da random attı yani. Allahtan İbrahim Akın vardı da, iğrenç kondisyonuyla rahatlattı her pozisyonda bizi, bilmiyorum ama bugün buradan 1 puan aldıysak en büyük yardımcımız oydu. Antepli kalan oyuncular genel olarak iğrençlerdi, her pozisyonda attılar kendilerini, hem de oscarlık böğürme efektleri ile. Ne yapalım sağlık olsun, ama o Kemal Tokak denen hıyarı yazdım. Sen Melo'yu boğazlayacaksın, o da siee lan diyip elini ağzına verecek, karı gibi hakeme gambazlayacaksın he? Senin adamlığına tüküreyim Gipsy kılıklı, keşke Amrabat daha avret yerlerine bassaydı da gerçekten kıvransaydın bunu istedim.

Bir sözüm de Lig Tv'ye. Berbat bir yayıncılık yaptılar bugün, bir sürü pozisyonu göstermediler, garip garip kamera açıları vardı. Hele en çok da, Melo'nun şutunu takip eden Umut'un kontrol edip dönüp zımbayalacak onca zamanı ve yeri varken, o açıya giden topa nasıl bir kafa vurdu da kaleciye verdi topu onu merak ettim. 1 açıdan da yakalayıp gösteremediler.

Her şeyi geçtim de şu kızı nasıl üzebildiniz? Hiç mi içiniz sızlamadı? Ah ulan..  :)


4 Ocak 2014 Cumartesi

Bayern Münih ile Bundesliga'ya Nasıl Hakim Olunulur Öğreniyorum

Malum Bayern Münih, doymamış, şimdi de gidip Lewandowski'yi de 5 yıllığına renklerine bağlamışmış.



Bana hiç de şaşırtıcı gelmeyen bu transferin bir kenarda kalan yüzüne göz atalım hele.



Bayern'in Bundesliga'da sürekli başarı taktiği >> "Rakiplerimizi s....telim, biz nasılsa sonrasını hallederiz."

Ve özellikle de kim o sene iyiyse onun en iyi adamına çökelim felsefesini resmiyete dökelim. Buyrun ;

Bayern'in açık ara en çok si.. pardon çökerttiği takım olma ünvanıyla listemize 1. sıradan Werder giriyor



"Pizarro&Frings&Borowski&Klose >> W.Bremen"



Çökme sayısı görece az olsa da, efektiflik olaraksa en çok çökertmeyi yaptıkları takım için;



"Ballack&Ze Roberto&Lucio >> Bayer Leverkusen"



Birden fazla sezonda yüklendiği takımlardan ; 


"Van Buyten&Olic >> Hamburg"



Ve nokta atışlı hayvani hamleler ;


  • Deisler > Hertha Berlin 
  • Gustavo > Hoffenheim
  • Neuer > Schalke
  • Gomez > Stuttgart
  • Mandzukic > Wolfsburg
  • Dante > M'Gladbach
  • Götze > Dortmund







One minute! Sayın Beckenbauer, yaşça benden büyüksün, sesin çok çıkıyor. Afedersin ama yapacağın transferi s.....m, ben gidiyorum. Daha da Bundesliga'ya gelmem.


E yuh be birader.